3 Ocak 2011 Pazartesi

KÜTAHYA MANZARALARI













KÜTAHYA' NIN KONUMU VE KOMŞULARI

1-KÜTAHYA' NIN KONUMU VE KOMŞULARI:
Kütahya ve çevresi, Ege Bölgesinin (İç Batı Anadolu) bölümünde yer alır. Ege Bölgesinin bu bölümü, İç Anadolu Bölgesiyle asıl Ege Bölgesi arasında bir eşik durumundadır. Eşiğin bariz karakteri ortalama yüksekliği 1200 metre civarındaki yaylalardan ibaret oluşudur. Bu sebepden coğrafya diliyle "Kütahya Yaylaları" diye anılır.
Kütahya, kuzeyinde Bursa, kuzey doğusunda Bilecik, doğusunda Eskişehir ve Afyon, güneyinde Uşak, batısında Manisa ve Balıkesir illerimizle çevrilidir. 
38° 70’ ve 39° 80’ kuzey enlemleri ile 29° 00’ ve 30° 30’ doğu boylamları arasında yeralan Kütahya İli 11 875 km2 lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının % 1.5 ’nu kaplamaktadır.

2-KÜTAHYA' NIN YÜZEY ŞEKİLLERİ:
Kütahya, dağların ve platoların ağırlıkta olduğu bir topoğrafik yapıya sahiptir. Topraklarının % 57,5 ini dağlar, % 11 ini ovalar, % 31,5 ini de platolar oluşturmaktadır.

3-KÜTAHYA' NIN DAĞLARI:
Kütahya' da bulunan başlıca dağlarımız şunlardır:  
    -    İl merkezinin hemen güneyinde bulunan Yellice Dağı (1764 mt) ve Gümüş Dağı (1901 mt)
    -    İlin kuzeyinde bulunan Yeşil Dağ (1533 mt)
    -    İlin batısında bulunan Eğrigöz Dağı (2181 mt)
    -    İlin doğusunda bulunan Türkmen Dağı (1829 mt)
    -    Murat Dağı (2312 mt)
    -    Şaphane Dağları (2121 mt) ve Simav Dağı (1800 mt)

4-KÜTAHYA' NIN OVALARI:
İlin önemli ovaları Kütahya, Köprüören, Tavşanlı, Altıntaş, Aslanapa, Gediz, Simav ve Örencik ovalarıdır.
Kütahya ovası deniz seviyesinden ortalama 930 metre yüksekliktedir. kuzeybatı-güneydoğu ucu arasındaki mesafe 25 km. 'dir. En geniş yeri 5,5 km en dar yeri 1 km 'dir. 93 km2 'lik bir alanı kaplıyan ova, eski ve yeni alüvyonlardan oluşur. Ovanın suları Porsuk Çayı ve kolları tarafından Karadenize akıtılır.
Kütahya ovası, batısındaki Yoncalı çukurluğunda hafif tepelik bir eşik ile ayrılır. Yoncalı çukurluğunun orta kısmında kuzey-güney yönünde uzanan kırık hattı boyunca yer yer sıcak çamur ve sıvak su kaynakları mevcuttur.
Köprüören ovası, Kütahya ovasının kuzeybatısındadır. Uzunluğu 6 km, genişliği 4 km 'dir. Rakımı 1000 metre olan ovayı felent çayı sulamaktadır.
Tavşanlı ovası, diğer ovalardan daha alçaktır. Deniz seviyesinden yüksekliği 840 metredir. Akarsu ağının sıklığı, Tavşanlı ovasını doğu kesminde fazla girintili çıkıntılı olmasına sebep olmuştur.
Örencik ovası, ilin kabaca orta kesimindeki bir çöküntü alanına yayılan bu ova, Aslanapa ovasından bir eşikle ayrılır. Bu ovadan Koca Su çayı kaynaklanır.
Simav ovası, ilin güneybatısında yer alır. Ovanın taban yüksekliği 800 metredir. İl sınırlarında da devam eden ovanın uzunluğu 15,5 km, genişliği 9 km dir.

5-KÜTAHYA' NIN AKARSU VE GÖLLERİ:
Kütahya topraklarının büyük bölümünün dağlık alanlardan oluşması, Ege, Marmara ve Karadenize dökülen bazı akarsuların doğduğu yer olma özelliğini kazandırmıştır. İl topraklarının çoğunluğu susurluk havzasında bulunmaktadır. Diğer kesimlerde ise Sakarya ve Gediz havzalarına girer.
Kirmasti, Koca su (Adırnaz), Kocaçay ve Simavın suları Marmara Denizine, Felent ve Porsuk çayının suları Sakarya nehri vasıtasıyla Karadenize, Gediz çayı ise Ege Denizine dökülür.
Porsuk çayı Murat Dağının kuzey doğusundan doğar. İl topraklarındaki en uzun nehirdir.
Gediz çayı Batı Anadolu' nun ikinci önemli suyudur. Murat ve Eğrigöz dağlarının eteklerinden doğar.
Koca su Gediz ilçesinin doğusundan, Murat dağının kuzeyindeki bölgeden kaynaklanır. Tavşanlı' da il topraklarını terk eder.
Koca çay, Simav 'ın kuzeyinden doğar, Emet çayına katılır.
Akarsuların debileri yüksek debilere erişmez. Porsuk 8,1 m3/sn ve Koca su ise 6,5 m3/sn dir. Bunun yanı sıra akarsularda rejim düzensizliği dikkat çekicidir. Akarsuların beslenmesinde yeraltı suları da rol oynar.
Kütahya' da bulunan tek doğal göl Simav gölüdür. Simav' ın kuzeybatısında 5 km2 lik bir alana sahip olan gölün bir bölümü sazlık ve bataklıktır. Bunun dışında yapay oluşturulmuş baraj gölleri vardır. Bunlar:
a) Porsuk Baraj Gölü: Sulama ve taşkın önleme amaçları için Porsuk çayı üzerine kurulmuştur. Bir bölümü Eskişehir il sınırları içinde yer alır. Yüksekliği 49,70 metre ve su depolama hacmi 525 milyon m3 dür.
b) Enne Baraj Gölü: Porsuk çayının bir kolu olan Felent çayı üzerine kurulan Enne barajından içme suyu olarak yararlanılmaktadır. Temelden yüksekliği 24,50 metre ve su depolama hacmi 7 milyon m3 dür.
c) Kayaboğazı Baraj Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılmaktadır.
d) Söğüt Barajı Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılmaktadır.
e) Çavdarhisar Baraj Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılmaktadır. Bunların dışında Pazarlar, Çalköy, Belkavak, Sofular, Karagür, Çerte ve Kuruçayda birer gölet mevcuttur. Kızık ve Altıntaş' da baraj yapımları devam etmektedir.

6-KÜTAHYA' NIN BİTKİ ÖRTÜSÜ:
Bitki örtüsü bakımından Kütahya ve çevresi Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin bitki örtüsü özlliklerinden üçünü birden üzerinde taşır. 
İlde ormanlar yaygındır. Ormanlarda görülen ağaç türleri daha çok karaçam, meşe ve ardıçtır. 
Ormanlar özellikle platolarda görülür. Bu platolarda iklim şartlarına en iyi uyum sağlayan ağaç türü olan karaçam il ormanlarında yaygın bir şekilde görülür. Karaçam ormanlarının en iyi geliştiği yerler Yellice dağı ile Gümüş dağı eteklerinde yer alan platolardır. 
Karaçam ormanları bu dağlık kütleleri çevreleyen plotalarda kesintisiz yayılır ve doğudaki yüksek plotaları kaplayan ormanlarla birleşir. Karaçam ormanları arasında bazı platolarda yer yer meşe türleri karışsa da özellikle Gümüş dağının doğu eteklerindeki yüksek platolarda karaçam saf bitki örtüsü olarak görülür.
Ormanların alt kesimlerini kaplayan ağaç türü ise ardıç ve daha aşağı kesimlerde meşedir. Toprak örtüsünün zayıfladığı yerlerde meşenin yerini ardıç çalılıkları alır. Saçlı meşe, mazı meşesi, Lübnan meşesi görülen türlerdir.
Kütahya' nın ikliminde görülen çeşitliliği, iklimine bağlı olarak bitki örtüsünde de görmek mümkündür. Bitki örtüsünü dört bölümde inceleyebiliriz.
a) Yarı nemli ormanlar sahası: Yellice, Gümüş, Türkmen dağı kuzey yamaçları ve bilhassa vadi içlerinin bitki örtüsüdür. Ancak Yellice dağının kuzey yamaçları ile 1500 metre üzerinde kalan kesimlerinde bu ormanlar şehre yakın olduğu için büyük ölçüde tahrip edilmiştir.
b) Kuru orman sahası: Kuru ormanlar Kütahya ve çevresindeki bitki örtüsünün esasını teşkil ederler. Dağların 1500-1600 metreden yüksek yerlerinin haricinde bölgenin hemen tamamında yaygındırlar. Kuru ormanların hakim ağaç türleri karaçam, meşe ve ardıç türleridir.
c) Kuru ormanlar sahasının sınırlı kesimlerinde kendini gösteren kızılçam toplulukları ile bazı bitki türleri Kütahya ve çevresinin bitki örtüsünün ayrı bir özelliğini teşkil eder.
d) Köprüören ve Kütahya ovaları ile Yeşildağ kütlesi güneyindeki tepelik saha arasında kalan yaylalar bugün bitki örtüsünden mahrum step görünümündedir. Bunun nedeni çevrede köylerin sık olması ve toprakların kahverengiliğindendir.

7-KÜTAHYA' NIN TEKTONİK YAPISI:
Simav ve Emet çevresi ile Merkez ilçenin güneybatısında sık sık depremlere neden olan tektonik çukurlar ve kırık dizisi içinde, diğer kesimler ise ikinci ve üçüncü derecede deprem bölgeleri içinde yer alır.

8-KÜTAHYA' NIN İKLİMİ:
Kütahya' nın iklimi Ege, Marmara ve İç Anadolu arasında "geçiş iklimi" özelliğini gösterir. İkliminde her üç iklim tipinin özelliklerini görmek mümkündür. Sıcaklık şartları daha çok İç Anadolunun karasal iklim şartlarını andırmakta ise de sep ikliminin dışında kalır. Kurak iklim ile nemli iklim arasındaki "geçiş iklimi" tipine girer.
Kütahya' da ortalama sıcaklık ölçümleri aylara göre değişir. Yıllık ortalaması 10,6 oC 'dir. Yüksekliği 1000 metrenin altında olan ovalar Kütahya 'nın en ılıman yerleridir. Buralardan yaylalara ve dağlık kesime doğru girdikçe sıcaklık yavaş ve düzenli bir biçimde azalma gösterir.

9-KÜTAHYA' NIN YAĞIŞ DURUMU:
Kütahya' da yıllık ortalama yağış miktarı 568 mm' yi bulur. Ancak bu değer bazı yerlerde azalırken bazı yerlerde ortalamanın üzerine çıkar. İlin genelinde yağışlar 400 ile 1100 mm arasında değişir. Farklılığın en önemli nedeni yükseklik farklarıdır.
En çok yağış alan yerler Gümüş, Yellice, Yeşil ve Türkmen dağlarıdır.
Alçak yaylalar ile ovalık alanlar ilin az yağış alan kesimleridir. Bunların yağış ortalaması 400-600 mm arasında değişir.
En yağışlı ay Aralık, en kurak ay Ağustos' dur. Eylül ile birlikte yağışlar artmaya başlar ve en yüksek seviyeye Aralık ve Ocak ayında erişir. Yağışların % 38,8 kış mevsiminde, % 29,4 ilk baharda, % 19,3 sonbaharda, % 12,5 yaz aylarında görülür.
Kütahya' nın rakımının yüksek oluşu ve kış sıcaklık değerlerinin düşük oluşu kar yağışlarını olağan getirmektedir. İlimizde 19 gün kar yağışlı geçer. Kar yağışı en çok Ocak, Şubat ve Mart aylarında görülür. İlin karla örtülü olduğu günler ortalaması 31 gündür.

10-KÜTAHYA' NIN RÜZGARLARI:
Kütahya' da hakim rüzgar yönü kuzeydir. Yıldız adı verilen kuzey rüzgarı her yıl ortalama 2944 kez görülür. Bunu karayel (kuzeybatı) izler. Daha sonra lodos (güneybatı) rüzgarı görülür. Ortalama rüzgar hızı 1,7 m/sn' dir. Ölçülen en yüksek rüzgar hızı 27,6 m/sn ile karayele aittir.

KÜTAHYA'NIN TARİHÇESİ




tarih2.jpg (7840 bytes)






ZEUS TAPINAĞI AKROTERİ
ZEUS TAPINAĞI AKROTERİ
Tarih FotoğraflarıZeus Tapınağı - Çavdarhisar
Zeus Tapınağı - Çavdarhisar
Tarihi Evler
Tarihi Evler
Eski Hükümet Konağı
Eski Hükümet Konağı
Çinili Camii
Çinili Camii
Çinili Çeşme
Çinili Çeşme
Çinili Hamam
Çinili Hamam
Kütahya Kalesi
Kütahya Kalesi

1.  GİRİŞ:
         Ege Bölgesi’nin İç Batı Anadolu  Bölümü’nde  yer alan Kütahya, bilinen tarihi içinde  Hitit,  Frig,  Roma,  Bizans,  Selçuklu,  Germiyanoğulları  ve Osmanlı  Dönemi uygarlıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne  ulaşmıştır. Kütahya ili sınırları içinde kalan  topraklarda  yerleşen ve adı bilinen en eski halk  Hitit’lerdir. Buna  rağmen  çevredeki  Arkeolojik  buluntular  ilin yerleşim   tarihini  çok daha eskilere, ilk çağlara değin götürmektedir. Kütahya için kesin bir  kuruluş  tarihi  verilememekle birlikte; Hitit metinlerinde geçen Assuva tarihiyle ilgili  IV.   Tuthaliya (M.Ö. 1256–1220) yıllıklarına  dayanarak M.Ö. II. binin ortalarında kurulduğu  söylenebilir. Kütahya, bugün de işletilen zengin maden yatakları dolayısıyla   tarihin  her  devresinde  ilgi  görmüş,  bu sayede  geniş ticaret yollarına sahip olmuş, hızla  gelişmiştir. Malazgirt Zaferi’nin ardından XI. yüzyılın sonunda Türk uygarlıklarıyla tanışan Kütahya, Germiyanoğlu Beyliği’ne başkentlik yapmış olup Osmanlı Devleti bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Ayrıca Kütahya “Türk ve dünya askerlik tarihi” nin en büyük zaferinin kazanıldığı yer olarak zengin bir kültürel mirasa sahiptir.
2. ŞEHRE  VERİLEN  ADLAR :
         Eski kaynaklara, sikke ve yazıtlara  göre  Kütahya’nın    antik dönemdeki adı  “Kotiaeion”dur. Ünlü Antik Çağ  Coğrafyacısı Strabon bu adın, “Kotys’in Kenti” anlamına geldiğini belirtmektedir. Kotys, Trakya’da  yaşayan Odrisler’den  olup, Romalılar’ın M.S. 38’de Anadolu’ya  gönderdiği bir komutanın adıdır. Kütahya Müzesi’nde bulunan bir sikkede bu ad “Koti” olarak geçmektedir. Kütahya adı, eskisine benzetilerek Türkler tarafından verilmiştir.
3. KÜTAHYA’NIN İLK KURULUŞ YERİ:
         İlimizin ilk yerleşim yeri Kütahya kalesi ve çevresidir. Germiyanoğulları döneminde de kullanılan şehir merkezinde yapılan kazılarda Roma dönemi nekropol (mezarlık) alanları bulunmuştur. Ancak şehir merkezinde Frigler dönemine ait önemli bir buluntuya rastlanmamıştır. Kütahya’nın antik dönemdeki yerleşim alanı henüz kesin olarak belirlenememiştir. Ne zaman kurulduğu, nerede kurulduğu, ne zaman ve kim tarafından fethedildiği kesin olarak ifade edilemeyen Kütahya, bir sırlar kentidir.

Anıt FotoğraflarıHaymeana Anıtı
Haymeana Anıtı
Evliya Çelebi Anıtı
Evliya Çelebi Anıtı
Şehit Baba Oğul Antı
Şehit Baba Oğul Antı
Üç Komutan Anıtı
Üç Komutan Anıtı
Zafer Anıtı
Zafer Anıtı





Yapılan Arkeolojik Kazılar ve Eski Yerleşim Merkezleri :
         Bugüne kadar Kütahya ve çevresinde yapılan sistematik kazı ve araştırma sayısı çok değildir. İngiliz  Arkeoloji  Enstitüsü adına Clive Foss -  Kütahya Kalesi’ni, Epigraf Tomas Drew    Bear - Yazıtları,  David  French - Roma Yolları  ve Mil Taşlarını, İstanbul  Üniversitesinden  Yrd.  Doç. Dr. Turan  Efe   Antik Yerleşimlerden Höyük ve  Tümülüsleri araştırmıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Aizanoi Antik Kentinde başlattığı sistematik kazı ve araştırmalar  1970 yılından beri devam etmektedir. Müze uzmanlarının Kütahya il sınırlarında  yaptığı  inceleme ve araştırma  çalışmalarında yüzü  aşkın höyük,   tümülüs ve antik  yerleşim  saptanıp belgelenmiş, yapılan  kurtarma  kazılarıyla  kentin tarihini   aydınlatacak önemli arkeolojik malzemelere rastlanmıştır. Kütahya  Merkez  Seyitömer  Höyük’te   yapılan kurtarma kazılarında  Eski Tunç dönemine uzanan toplu buluntular elde edilmiş olup Kütahya Arkeoloji Müzesi’nde ayrı bir salonda  sergilenmektedir. Merkez Ağızören Köyü’nde 2000 yılında yapılan kazılarda Hitit yerleşimine ait nekropol (mezarlık) alanında önemli arkeolojik malzemeler ele geçmiştir. Kütahya’da Eski Tunç Dönemi’ne  uzanan toplu buluntu veren en önemli merkez, 1977 yılında kömür çıkartma işlemi  sırasında  ulaşılan  Tavşanlı Tunçbilek,  Boyalık  ve Gevence  mevkileridir. İlin  yerleşim tarihine   ışık tutan  Eski Tunç buluntu merkezleri Seyitömer,  Tavşanlı - Kayı Köyü, Altıntaş - Üçhöyük,  Domaniç - Elmalı, Simav, Emet ve Çavdarhisar yöreleridir. Buralarda ele geçen buluntular Bitynia dışında tüm Batı Anadolu’da rastlanan tipik Troya çanak - çömleği örneklerindendir. Gaga ağızlılar, üç ayaklı kaplar, depas türü maşrapalar  dışında, Balıkesir, Bursa yöresine özgü Yortan kültürünün bezekli kaplarına rastlanması, Kütahya’nın kuzeyinde bu kültürün etkin olduğunu göstermektedir.
4. HİTİT - FRİG DÖNEMİ:
Kütahya yöresi, Hititler Dönemi'nde Assuva'nın doğusunda, Hitit Devlet sınırlarının da batısında yer almaktadır. Antik Çağ bölümlenmesine göre ise ilin doğu yarısındaki toprakları Frigya, batısı da Mysia bölgesindedir.
O dönemde Hititlerin siyasal etkisi dışında kalan Batı Anadolu'daki pek çok kent konfederasyonlar şeklinde örgütlenmiştir. Kuzeybatı Anadolu'daki As-suva Konfederasyonu bunlardan biridir ve Kütah­ya'nın batısında kalan topraklar bu konfederasyona bağlıdır. İlin kuzey kısımları ise zengin gümüş yatak­ları ve buna bağlı gelişmiş ticaret yolları dolayısıyla Hititlerin sürekli ilgi ve etki alanında kalmakta, bu yüz­den sıkça saldırılara uğramaktadır
Hitit İmparatorluk döneminin sonuna doğru doğuda Assuva yöresindeki bakır yataklarının Asurlar'a kaptırılması, Hitit­ler'in Kütahya'ya ilgisinin artmasına ne­den olmuştur. Bu sırada Assuva'nın ba­şında Sum Dlama, Hititler'in başında IV. Tuthaliya bulunmaktadır. (M.Ö. 1256-1220).
Assuva'ya saldıran Hititler'in ülkeyi yakıp yıktıklarını, Assuva kralı ve oğlu Kukkulis'i tutsak alıp Hattuşaş'a götür­düklerini IV. Tuthaliya yıllıklarından öğre­niyoruz.
M.Ö. 1200'lerde Trakya'dan Anado­lu'ya büyük dalgalar halinde geçen Frig-ler, bölgede Hitit egemenliğine son verip, doğuda Kızılırmak, güneybatıda Burdur Gölü'ne kadar uzanan geniş bir alanı yurt tutmuşlardır.
Bursa, Balıkesir yörelerine gelen yeni oymakların eskilerini daha doğuya sürmeleri sonucunda Kütahya'nın batı kesimleri Mysia bölgesinde yer almıştır.
Yine Frigler'in bir kolu olan Bitin ve Tinler'in Kütahya'nın kuzeyine Bilecik-Sakarya bölgesine yerleştikleri görülmektedir. Frigler'in asıl kalabalık oymaklarının ise Afyon, Eskişehir, Kütahya üçgenin­deki bölgeye yerleşmesi sonucunda, Kütahya'nın doğusu Epiktetos Frigyası adını almıştır. Kütahya'nın güneyine, Temnos (Şaphane) ve Dindimos (Murat) Dağı'na kadar yayılan Frigler yerli Hititler'le karışıp kaynaştıkça güçlenmiş, kültür alanlarını genişleterek doğuda Fırat'a, batıda Ege Denizi'ne kadar dayan­malarına rağmen Lidyalılar üzerinde sürekli bir ege­menlik kuramamışlardır.
Frig Yerleşimi-Söğüt Köyü
M.Ö. VIII. yüzyılda devlet olarak örgütlenen Frigler'in barışçı bir toplum olarak geliştiği, tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları, kaya mezarları, tapınım alanları ilekendilerine özgü bir mimari getirdikleri, maden işçiliği ve dokumacılıkta ileri gittikleri, yeni müzik aletleri ürettikleri görülmektedir. Antik kay­naklar, ünlü masalcı Ezop'un doğum yeri olarak Kütahya'yı göstermektedir.
M.Ö. 676'da Kafkasya üzerinden Anadolu'ya giren Kimmerler'in, Frigya Kralı III. Midas'ı yenerek Kütahya ve çevresini ele geçirdiği, daha sonra M.Ö. 607'de Lidya kralı Alyattes'in Kimmer egemenilğine son verdiği gözlenmektedir. Lidyalılar döneminde Efes'ten başlayıp başkent Şart, Uşak ve Kütahya'dan geçerek Adalar Denizi ve Kızılırmak'ın doğu yakasını birbirine bağlayan Kral Yolu bu dönemde yapılmıştır.
Doğuda gelişerek Anadolu'yu Marmara'ya kadar istila eden Persler'in ünlü kralı II. Kyros, M.Ö. 546'da Lidyalıları tarihten silmiş, Kütahya'yı Frig Satraplığı'nın merkezi yaptığı Dinar'a bağlamıştır. Pers yönetiminin zayıflamasıyla M.Ö. 334'te Biga Çayı civarındaki savaşı kazanan Makedonyalı İskender bölgede üstünlük kurmuştur. İskender'in M.Ö. 324'te ölümüyle Kütahya ve çevresi komutan­larından Antigonas'a geçmiştir. Bölgede M.Ö. III. yüzyılın  başlarında yaşanan  karışıklıklardan sonra
Bergama Krallığının üstünlük sağladığı ve M.Ö. 133 tarihinde Kütahya'nın Roma'nın Asya Eyaleti sınırlarına dahil edildiği görülmektedir.
5. ROMA VE BİZANS DÖNEMİ
Kütahya, Roma egemenliğine girdiği sırada böl­gede küçük şehir devletleri vardır. Kütahya'da Koti-aeion, Gediz'de Cadı, Simav'da Synaus, Emet'te Ti-beriopolis, Simav Boğazköy'de Ancyra, Altıntaş'ta Soa ve Çavdarhisar'da Aizanoi Antik yerleşim mer­kezleri bulunmaktadır. Bu şehir devletlerini Claudius unvanlı valiler yönetmiş, toplanan verginin bir bölü­münü merkeze gönderip kalanını kentin imarına har­camışlardır. O dönemin en büyük şehri olan 120 bin nüfuslu Aizanoi'nin Zeus Tapınağı, İmparator Hadrian MS. (117-138) döneminde toplanan arazi vergileriyle yaptırılmıştır. Bu bölgede (302) tarihinde yapıldığı saptanan bir borsa binası vardır. Duvarları üzerinde Latince fiyat listeleri bulunmaktadır. Bu lis­teler fiyat artışlarını önlemek için konulmuştur.
M.S.395'te Roma İmparatorluğu'nin ikiye ayrıl­masıyla Kütahya, Doğu Roma İmparatorluğu (Bi­zanslında kalmıştır. Bu dönemde önemli bir pisko­posluk merkezi olan Kütahya hızla gelişmiş, çevresi­ne yapılan kalelerle korunaklı bir kent haline getiril­miştir. Zeus Tapınağı kiliseye çevrilmiş, il ve çevre­sinde çok sayıda kilise inşa edilmiştir.
6. SELÇUKLULAR DÖNEMİ :
1071 'de Malazgirt Savaşı'nda Alparslan'a yenilen Bizans İmparatoru Romanos Diogenes salıverildikten sonra Bizanslılar tarafından Kütahya Kalesi'ne getiril­miş ve gözlerine mil çekilerek cezalandırılmıştır.
Anadolu Selçuklu Devleti'ni kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075'te İznik'i aldıktan sonra Kütah­ya ve yöresine akınlar düzenlemiş, 1078'de şehri ele geçirmiştir.
II. Yakup Çelebi İmaret Külliyesi
1097'de Haçlıların saldırısıyla Bizans'ın eline ge­çen Kütahya 1182'de Selçuklular tarafından geri alın­mıştır. 1186'da II. Kılıç Arslan ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırınca Kütahya Gıyaseddin Keyhüsrev'e düş­müş, çıkan karışıklıklar ve kardeş kavgaları sırasında 1196'da Kütahya tekrar Bizanslıların eline geçmiş, 1233'de Alaeddin Keykubad zamanında Anadolu Selçuklularına yeniden kazandırılmıştır
Kütahya'daki Hıdırlık Mescidi, Yoncalı Hamamı ve Camisi, Balıklı Camii ve Medresesi Selçuklu döne­mi eserlerindendir.
7. BEYLİKLER DÖNEMİ
I. Alaaddin Keykubad döneminde 1230'da Ana­dolu'ya gelen Germiyanoğlu Aşireti, Malatya yöresi­ne yerleştirilmiş olup 1240'ta Baba İshak ayaklanma­sında Selçuklulara yardım etmişlerdir. 1243 Kösedağ bozgunundan sonra artan Moğol baskısı karşısında Germiyanoğulları 1260'ta göç ederek Kütahya yöre­sine yerleşmiştir.
Ulu Camii
1277'de Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılma­sıyla Kütahya ve yöresi Germiyanoğullarfnın payına düşmüş, hızla gelişen Germiyanoğlu Beyliği, Batı Anadolu'nun en güçlü beyliği olmuştur. İlk beylerinin Alişir olduğu bilinmektedir. Alişiroğlu I. Yakup 1300'de bağımsızlığını ilan ederek Kütahya'yı baş­kent yapmıştır. 1340'ta yerine geçen oğlu Mehmet Bey döneminde gelişimini sürdüren Germiyanoğlu Devleti'nin başında 1361'de Süleyman Şah görün­mektedir. Bu dönemde Osmanlı Sultanı I. Murad'ın
Vacidiye Medresesi
oğlu Bayezid'e kızını veren Süleyman Şah, Kütahya, Simav, Emet ve Tavşanlı'yı kızı Devlet Hatun'un çeyi­zi olarak Osmanlılar'a vermiştir. (1381) Yıldırım Baye-zid 1389'a kadar Kütahya'da valilik yapmıştır. Süley­man Şah, Kula'ya çekildikten sonra 1387'de ölmüş, yerine oğlu II. Yakup Bey geçmiştir. Germiyanoğulla­rı Beyliği II. Yakup'un vasiyeti üzerine 1429'da Os­manlılara katılmıştır.
Kütahya'daki Germiyanoğlu eserleri arasında bu­gün Çini Müzesi olan II. Yakup İmaret Külliyesi, şimdi Arkeoloji Müzes olan Umur-Bin Savcı Medresesi ile İshak Fakih Camii ve Medresesi sayılabilir. Germiyan oğulları döneminde Yıldırım Bayezid'in Kütahya Valili­ği sırasında yapımına başlanan Ulu Camii XV. Yüzyıl­da Musa Çelebi döneminde tamamlanmıştır.
8. OSMANLILAR DONEMİ :
1429'da Germiyanoğlu II. Yakup'un vasiyeti ile Osmanlılara geçen Kütahya bu dönemde bir sancak merkezidir. 1451'de Anadolu Beylerbeyliği'nin mer­kezi olan Kütahya'da Kanuni'nin oğulları Şehzade Bayezid (1542-1558) ve (Sultan II.) Selim (1558-1566) valilik yapmışlardır.
1511'de Safavilerin Anadolu'da yaptıkları bölü­cülük sonucunda çıkan Şahkulu ayaklanması Kütah­ya'ya kadar yayılmıştır. 1833'te Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın Kütah­ya'yı işgali ve aynı yıl imzalanan Kütahya Antlaşması ile şehri terk etmesi dönemin kayda değer olaylarıdır. Kütahya Osmanlı mimarisinin güzel örnekleriyle do­natılmış, çeşme, köprü, cami, medrese, han ve ha­mamlarla imar edilmiştir. Selçuklulardan bu yana de­vam eden çini sanatı bu dönemde en parlak devrini yaşamıştır. Dünya tarihinin devlet gözetiminde yapı­lan ilk toplu iş sözleşmesi, Fincancılar Esnafı An­laşması adıyla 13 Temmuz 1766 tarihinde Kütah­ya'da imzalanmıştır.
1849'da Osmanlı Devleti'ne sığınan Macar ba­ğımsızlık hareketinin önderi Lajos Kossuth ve bera­berindeki 56 mülteci, 1850-1851 yıllarında Kütah­ya'da konuk edilmiştir. Lajos Kossuth'un Kütahya'da kaldığı ev 1982 yılında müze haline getirilmiştir.
1867'de Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir san­cak merkezi olan Kütahya, 8 Ekim 1923'te vilayet ol­muştur.
9. MİLLİ MÜCADELE VE CUMHURİYET DÖNEMİ:
Kütahya'nın Milli Mücadele tarihimizde çok önemli bir yeri vardır. Cumhuriyetimizin kurulması için verilen bağımsızlık mücadelesinin en önemli saf­hası ilimiz sınırları içerisinde yaşanmıştır.
I. Dünya Savaşı sonunda itilaf devletleri, Mond­ros Ateşkes Antlaşması hükümlerine dayanarak Ana­dolu'yu işgale başladılar. İşgaller karşısında milleti ve memleketi savaşa sürükleyenler, kendi hayatlarının endişesine düşerek gerekli tedbirleri almamışlar­dı.Ordunun elinden cephanesi alınmış, itilaf devletle­ri türlü vesilelerle yurdun çeşitli bölgelerini işgale baş­lamışlardır. İtilaf donanması İstanbul'da; Fransızlar, Adana'da; İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzi­fon'da; İtalyanlar, Antalya ve Güneybatı Anadolu'da bulunuyorlardı. 15 Mayıs'ta itilaf devletlerinin izni ile Yunan ordusu İzmir'e çıkmıştır. Bu durum karşısında Türk milleti tarih boyunca gösterdiği "millet olma bilin­ci" içerisinde işgallere karşı Kuva-i Milliye hareketini başlatmıştır.
Kütahya'da Milli Mücadele 20 Eylül 1919 günü başlamıştır. Binbaşı İsmail Hakkı, Yüzbaşı İsmet, Yüzbaşı Süleyman ve Mülazım Tahsin Beyler Kütah­ya'ya gelerek Kuva-i Milliye Teşkilatını kurmuşlardır. Teşkilatın başına Askerlik Şubesi Başkanı Binbaşı Nüzhet Bey seçilmiştir. İsmail Hakkı Bey Komutasın­da oluşturulan 350 kişilik bir müfrezenin İngilizleri Kü­tahya'dan çekilmek zorunda bırakması Kütahya'da Milli Mücadelenin ilk başarısıdır.
Kütahya'da, Milli Alayı kurmayı başaran (Prişti-neli) İsmail Hakkı Bey, Batı Cephesi Komutanı Ali Fu­at (Cebesoy) Paşa tarafından Kütahya Milil Alayı Ku­mandanlığıma atanmıştır. İsmail Hakkı Bey Pozantı Kongresi'nden dönmekte olan Mustafa Kemal Paşa'ya Afyon'da bulunduğu sırada telgraf çekerek Kütahya'ya "Milli Alayı" denetlemesi için davet etmiş­tir.
6 Ağustos 1920 tarihinde Kütahya'ya gelen Mus­tafa Kemal Atatürk, Milli Alayı denetlemiş ve Kütah­ya'dan ayrılırken Kütahya Mutasarrıfı Sait Bey'e ken­di el yazısıyla takdirname vermiştir.
Kütahya Milli Alayı, Milli Mücadele yıllarında önemli görevler üstlenmiş, işgal yıllarında büyük ya­rarlılıklar göstermiştir. 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin antlaşmayı tanımadığını ilan etmesi üzeri­ne işgal hızlanmış, Yunanlılar 13 Temmuz'da Altın­taş'a, 14 Temmuz'da Tavşanlı'ya, 17 Temmuz'da Emet, Simav ve Kütahya'ya 3 Eylülde Simav'a, 5 Ey­lülde Gediz'e girmişlerdir. 28 Temmuz 1921'de Kü­tahya'ya gelen Yunan Kralı Konstantin Savaş Konse­yini burada toplayıp Ankara üzerine yürüme kararı çı­kartmıştır.
Yunan Ordusunun bu ilerleyişi karşısında Türk Ordusu, Sakarya'da Başkomutan Mustafa Kemal ko­mutasında dünya savaş tarihinde örneği görülmeyen bir taktikle büyük bir zafer kazanmıştır.
Sakarya'da durdurulan düşman ordusunu tama­men yurttan atmak amacıyla bir yıl kadar süren hazır­lık döneminden sonra 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal Büyük Taarruzu başlat­tı. Bu çarpışmalar sırasında Türk askeri, tarihimizin her döneminde görülen kahramanlık ve fedakarlıkla­rına yenilerini ekledi. 57. Tümen Komutanı Albay Re­şat (Çiğiltepe) Bey'in Çiğiltepe'nin alınmasının yarım
saat gecikmesi üzerine görevini yerine getirememe­nin üzüntüsü ile kendisini vurması, bu anlayışa örnek teşkil eder. Zaferden sonra buraya Albay Reşat Çiğil­tepe Anıtı yapılarak anısı ölümsüzleştirilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruzu bizzat cephede idare ederek üstün askerlik vasıflarını gös­termiş ve her zaman askerinin yanında Türk ordusu­na büyük moral ve destek olmuştur.
30 Ağustos günü Başkomutan Mustafa Kemal'in Zafertepe'den bizzat yönettiği meydan muharebesin­de Allıören, Keçiler, Kızıltaş Deresi yolunun iki yanın­da Yunan birlikleri tamamen sarılmış ve imha edilmiş­lerdir. Kızıltaş Deresi bölgesinde açık kalan alandan bazı Yunan birlikleri ve General Trikopis, General Di-yenis ve bir çok Yunan komutanı kaçmışlardır.
Başkomutan Mustafa Kemal, İsmet Paşa ve Fevzi Çakmak Paşa Çalköy'de yıkık bir evin avlusun­da kırık bir kağnı arabasının üzerinde durum değer­lendirmesi yaparak Yunanlıların yeniden savunma düzenine geçmesini önlemek ve Yunanlıları mağlup etmek için İzmir'e girmek görüşüne varmışlardır. Mustafa Kemal burada Batı Cephesindeki tüm subay ve erlere okunmak üzere bir bildiri yayınlamıştır.
"Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları, Afyonka-rahisar-Dumlupınar büyük meydan muharebesinde, zalim ve mağrur bir ordunun temel varlığını inanılma­yacak kadar az bir zamanda yok ettiniz. Büyük ve seçkin ulusumuzun fedakarlıklarına layık olduğunuzu kanıtladınız. Sahibimiz olan büyük Türk ulusu gele­ceğine güvenmekte haklıdır. Savaş alanlarındaki ba­şarı ve fedakarlıklarınızı yakından görüp izliyorum. Ulusumuzun size olan övgülerinin iletilmesine aracı­lık etme görevinin arkasını bırakmayacak, sürekli ola­rak yerine getireceğim. Ödüllendirme için Başku­mandanlığa öneride bulunulmasını, Cephe kuman­danlığına büyürdüm: Bütün arkadaşlarımın, Anado-
lu'da daha başka meydan muharebeleri de verilece­ğini göz önünde bulundurarak ilerlemesini ve herke­sin akıl gücünü ve yurtseverliğinin kaynaklarını kulla­narak, yarışmayı bütün gücüyle sürdürmesini talep ederim.Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz'dir, İleri!"
Böylece Kütahya 30 Ağustos Zaferi ile düşman işgalinden kurtarılmış, bunu 1 Eylülde Gediz, 3 Ey-lül'de Emet ve Tavşanlı'nın kurtuluşları izlemiştir.
9 Eylülde İzmir'de Yunan ordusunu denize döken Türk ordusu Mustafa Kemal'in emrini büyük bir başarı ile yerine getirmiştir.









KRONOLOJİK KÜTAHYA TARİHİ
M.Ö.(1800-1200)
Hitit  Dönemi,
M.Ö.(1460-1200)
Assuva  Konfederasyonu  içinde Kütahya,
M.Ö.(1200-676)
Frigler Dönemi,
M.Ö.(607-546)
Lidya  Dönemi,
M.Ö.(546-334)
Persler  Dönemi,
M.Ö.(334-281)
İskender  Dönemi,
M.Ö.(281-133)
Bergama  Dönemi,
M.Ö.(133)-M.S.(395)
Roma  Dönemi,
M.S. 395
Bizans Dönemi’nin  başlaması,
M.S. 8.yy
Kütahya Kalesi’nin  inşası,
1078
Kütahya’nın  Selçuklularca alınması,
1097
Haçlıların Kütahya’yı alıp Bizanslılara bırakması,
1182
Kütahya’nın  yeniden Selçuklulara geçmesi,
1197
Kütahya’nın Bizanslılarca geri alınması,
1233
Kentin kesin olarak Selçukluların eline geçmesi ve Kütahya Kalesine ilaveler  yapılması,
1260
Germiyanoğlu Aşiretinin Kütahya’ya  yerleşmesi,
1277
Kütahya’nın Germiyanoğullarına  ikta olarak verilmesi,
1300
Germiyanoğlu  Devleti’nin kuruluşu,
1314
Umur-Bin Savcı Medresesi’nin yapılması,
1381
Germiyanlı Devlet Hatun’un  Yıldırım Bayezid  ile evlenmesi,
1381-1389
Yıldırım  Bayezid’ın Kütahya Valiliği,
1390
Yıldırım  Bayezid’ın Germiyanoğlu  Devletine son vermesi,
1402
Timur’un Germiyanoğlu  Devleti’ni tekrar canlandırması,
1410
Yıldırım Bayezid’ın yapımını başlattığı Ulu Camii’nin tamamlanması,
1411
II. Yakup İmaret  Külliyesi’nin yapılması,
1429
Germiyanoğlu II. Yakup’un ölümü ve vasiyetiyle topraklarının Osmanlılara  geçmesi,
1451
Anadolu Beylerbeyliği  Merkezi’nin Kütahya’ya taşınması,
1511
Şahkulu  Ayaklanması,
1542-1558
Şehzade Bayezid’ın Kütahya Valiliği,
1558-1566
Sultan  II. Selim’in Kütahya Valiliği,
1766
Fincancılar Esnafı Anlaşması,
1833
Mısır ordusunun  Kütahya’yı  işgali,
1850-1851
Lajoss  Kossuth’un  Kütahya’da misafir edilmesi,
10.09.1885
İlk  telgrafın çekilmesi,
1892
Demiryolunun gelmesi,
1905
Kütahya eski Hükümet Konağı’nın  yapılışı,
20.09.1919
Kütahya Kuva-i Milliye Teşkilatının kurulması,
21.07.1920
Kütahya Milli Alayı’nın Kuruluşu,
06.08.1920
Atatürk’ün Kütahya’ya İlk Gelişi,
03.09.1920
Simav’ın işgali,
05.09.1920
Gediz’in işgali,
05.01.1921
Gediz’in Çerkez Ethem’den alınması,
13.07.1921
Altıntaş’ın  işgali,
14.07.1921
Tavşanlı’nın işgali,
17.07.1921
Kütahya’nın işgali,
28.07.1921
Yunan Kralı Konstantin’in Kütahya’ya  gelmesi,
30.08.1922
Dumlupınar Meydan Muharebesi Kütahya’nın Kurtuluşu s:18.00,
01.09.1922
Gediz’in Kurtuluşu,
03.09.1922
Emet ve Tavşanlı’nın kurtuluşu,
24.03.1923
Atatürk ve Latife Hanımın  Kütahya’yı ziyaretleri,
08.10.1923
Kütahya’nın il olması,
30.08.1922
Atatürk’ün Dumlupınar’a gelişleri,
1926
Kütahya’ya ilk elektrik verilmesi,
1926
Sümerbank Kiremit Fabrikası’nın Açılması,
23-24.01.1933
Atatürk’ün Kütahya’yı ziyaretleri,
21.06.1934
Atatürk ve Şah Rıza Pehlevi’nin Alayunt İstasyonu’nda dinlenmeleri,
24.11.1954
Kütahya Şeker Fabrikası’nın açılması,
1956
Tunçbilek Termik Santralı’nın üretime başlaması,
1958
SLİ Termik Santralı’nın üretime başlaması Emet Etibor İşletmeleri’nin Açılması,
27.10.1961
TÜGSAŞ (Azot) Fabrikası’nın açılması,
1976
Kütahya Manyezit Fabrikası’nın açılması,
1981
Gümüş Fabrikası’nın açılması,
1992
Dumlupınar Üniversitesi’nin kurulması.